Reklamsız Sözcü

Fenerbahçe'nin esas problemi, sahada yakalayamadığı birlikteliği tribünde de kaybetmiş olması. Tribün, oyunu ve oyuncuyu itme konusunda yetersiz kalınca, Fenerbahçe'nin ‘kolektif emek' ile ilgili sıkıntısı ve zaafı da kabak gibi ortaya çıkıyor.

Tudor yenilikçi ve proaktif bir teknik adam. Fenerbahçe'yi iyi analiz ettiğini ve zaaflarından faydalanacağını, sahaya çıkardığı kadro ile belli etmişti; topun arkasına geçip beklemeden, ani alan baskısı ile topu kazanıp skoru bulmak. Poko'nun sağ ön/iç başlaması, Skulason ile Ceyhun'un merkezde kuvvetler eşitliğini bozma haliyle, Traore- Yatabare ikilisinin patlama gücüne göre oyunu kuran Hırvat teknik adamın planlarını bozan rakibi değil, Ceyhun oldu. 03:20'de Fenerbahçe'nin yaptığı ikili baskı sonrası kaptırdığı topta, kendisine faul yapıldığını iddia eden Ceyhun'un profesyonellik dışı kontrol kaybı oyunun seyrini de değiştiren etmendi. Konyaspor karşısındaki kadro ile dün akşamı mukayese etmeliyiz. Van Perise'nin akıllı hareketlenmelerinin açacağı boşluğa Aatif'ı sokmak ve bireysel hatalara çok açık olan Karabük savunma hattını hareketli oyuncu grubu ile bozmak, Hollandalı teknik adamın ilk oyun planıydı. Bu planı bozan ise yukarıda ifade ettiğimiz üzere Tudor oldu. Bu sebepten, ilk yarının son saniyesine kadar Fenerbahçe oyunda varlık gösteremedi. Aksine önde basan, rakibini top kaybına zorlayıp, ceza sahasında tehlikeli olmaya çalışan takım Karabükspor oldu. Topal'ın 3 kez dikine kat ederek rakip sahada bulduğu boşlukları, Skrtel de benzer bir şekilde değerlendirdi ve fişi çeken oyuncu oldu. Maçın adamı, Jermaine Lens ve Poko.