Reklamsız Sözcü

A Millilerimiz rahat bir galibiyet aldı da derin bir ‘oh' çektik. Biraz yüzümüz gülse, iç çekişmelerden uzaklaşsak; ne kadar da özlemişiz böyle sevinmeyi… İlk yarıda golleri bulup, sırtımızı koltuğumuza dayayarak maç izlemek de varmış. Zaten aksi olsa başkanından yöneticisine, teknik direktöründen masörüne kadar eleştirmek için tribünlerden o alkışladıklarımızı yerden yere vurmak için hazırda bekliyoruz. Yanal olmadı Terim'i getirdik. Onun motivasyonu düştü Hiddink'i transfer ettik. Aşı tutmayınca yıldızı parlayan Abdullah Avcı geldi. Bu sefer de “Otorite kuramadı” deyip Fatih Hoca'yı, “Gel kurtar” diyerek geri getirdik ama o da az kalsın yıldız futbolcuların gazabına uğrayacaktı. Hatırlı abiler araya girdi de hoca aramaktan vazgeçtik.

ZORLANMADIK

Hedef Rusya ama 4 maçta 5 puan toplayabildiğimiz için de takımımıza güvenemiyoruz. Rakip Finlandiya, Kosova'dan sonra grubun zayıf takımı, geçmişe bakınca gol atmakta, ‘kilit açmakta' zorlanıyoruz. Neyse ki Cenk'ten gelen erken goller ilk yarıda bizi rahatlattı. Terim, rakibe göre nispeten daha kısa bir 11 sahaya sürdü. Organize ataklar dikkatimizden kaçmadı. Finlandiya, golleri yedikten sonra topun arkasına geçse de soyunma odasına moralsiz gitti. Devre arasında yayıncı kuruluşun yayımladığı reklamlarda EURO 2008'deki gollerin sevincini görünce, “Neden olmasın” diyerek iç geçirdiğimiz de oldu. İkinci yarı heyecandan uzak ama maçı koparacak hamleler ve gayret vardı. Topal stoperde sırıtmadı, Ömer Toprak ise hatadan uzak bir futbol sergiledi. Finlandiya ‘tamam' bir de Rusya'ya gidebilsek…