Reklamsız Sözcü

Şampiyonluk yarışından koptuğundan beri başkanından çaycısına, topçusundan taraftarına bütün Galatasaraylıların gözü ikincilik koltuğunda. Şampiyonlar Ligi'nden bir sezon daha ayrı kalmak istemiyor sarı-kırmızılılar. Fırsat ayağına kadar gelmiş. İkincilik için yarıştığın takımın karşındasın. Kazanırsan fark 1'e inecek, hele bir de haftaya Fenerbahçe'yi yenersen o taraftar her şeye rağmen seni itecek.

Ama dünkü Galatasaray'ın hali neydi öyle? İlk 45 dakikada isabetsiz 1 şut, tehlike oluşturmayan 1 köşe atışı. Hiç pozisylona giremeyen bir Galatasaray. Muslera olmasa ilk yarı skoru 4-0 Başakşehir lehine.

Sneijder ve Podolski kulübüdü. Yasin'in adını 45 dakikada duyan yok. Bruma çalım sevdasında, Josue sahada olma nedeninin farkında bile değil. Rodrigues'in rüzgarı kesilmiş. Ne atağa çıkabiliyor ne rakibi savunabiliyor. Garibim Eren pas almak için çırpınıyor ama onu gören yok. Herkes Selçuk'un ayağına bakıyor ama onu da Mahmut kilitlemiş, kaptan ileri gidemiyor.

Defans hattını saymıyorum bile. Linnes'in rakip karşılamaktan başı dönmüş. Ahmet, Linnes'in kademesine girmekle yer tutmak arasında ne yapacağını şaşırmış halde. Chedjou ve Semih'i saymıyorum çünkü dün Galatasaray için yaptıkları doğru bir hamle yok.

Abdullah Avcı kapanı kurmuş Aslan'a. Caiçara ve Visca ile sağdan sağdan yükleniyor. İki gol de aynı bölgeden. Emre, topu bir sağa bir sola çeviriyor, Cimbom'un bütün dengesini dağıtıyor adeta. Cengiz sürekli pusuda, Adebayor klasını konuşturuyor. Mossoro sürekli hareket halinde. Başakşehir defansının övülecek bir yanı yoktu zira Galatasaray hiç zorlamadı bile onları.

Bu yenilgiyle ikincilik hedefinden uzaklaşırken Galatasaray, tribünde “Tudor hoca değil” homurdanmaları başladı. Hırvat teknik adam, rüştünü ispat maçlarından birini daha kaybetti.