Reklamsız Sözcü

“ÇOCUKLAR inanın, inanın çocuklar. Güzel günler göreceğiz, güneşli günler…” diye çıkılan bu yolun sonunda kazanmak da vardı, kaybetmek de. Kazanmak adil olduğunda, kaybetmek mücadele ettiğinde anlamlıydı. Ve inanmak, başarmanın yarısıydı. Tribünler inanmıştı. Milyonlar sadece Beşiktaş'ın değil Türk futbolunun zaferin olacak bu başarı için sokaklara dökülmeye hazırdı. Peki sahadakiler?

Tribünlerin kulakları sağır edercesine yaptığı baskıyla mücadeleye etkili başlayan Beşiktaş, kısa süre sonra maalesef savunma ve orta alanda teklemeye başladı. Elinikolunu sallayarak orta alanı geçen Lyon'lular, el bombası misali patlamaya hazır Mitrovic ve Tosic'in sayesinde yürekler hop oturdu hop kalktı. Talisca'nın golünün ardından “Hadi bir 2 gelsin, rahat nefes alalım.” derken de kalemizde golü gördük. Olsun, 1 gol maçı uzatır, 2 gol destan yazdırırdı. İnancımızı yitirmemeliydik. İkinci yarının başlarında bulduğumuz gole rağmen gözle görülür manzara, savunma açığının bütün takımı tedirgin etmesiydi. Atiba da dâhildi buna. Golden sonra baskı arttı, Beşiktaş silkelendi. Direkte patlayan şutlar, saç yolduran hatalar, kaçan fırsatlar… Siyah-beyazlılar maçı vermemekte, Lyon da baskıdan vazgeçmemekte ısrar edince önce uzatmalar ardından penaltılara uzandı maç.

TARAFTARA TEBRİKLER

Şimdi ihtiyacımız olan çokça konsantrasyon biraz şans ve tabii ki de inanmaktı. Futbolda kazanmak da var kaybetmek de vesselam. Gönül Beşiktaş'ın daha doğrusu kalpleri Vodafone Arena'da atan milyonların sevinmesini isterdi ama olmadı. Bize de, maçın son düdüğüne kadar inanarak mücadele eden Beşiktaş'ı ve tribünlerdeki taraftarlarını tebrik etmek kalıyor bundan sonra. Teşekkürler Beşiktaş.